Bülten arşivine dön

Perakende ·

Cironuz Büyüyor. Peki Ya Kârlılığınız?

Cironuz Büyüyor. Peki Ya Kârlılığınız?

6 Ekim'de gerçekleştirdiğimiz webinarda söze şu soruyla başladım:

Satış artarken işletmenizde para gerçekten nerede kalıyor?

İlk bakışta finansın sorusu gibi duyuluyor. Aslında çok daha önce verilmiş ticari kararları yeniden okumaya çağırıyor.

Ciro artışı, tek başına sağlıklı büyüme anlatmıyor. Satış büyürken indirim derinleşebilir, stok daha yavaş dönebilir, iade maliyeti artabilir ya da büyüyen bir kanal daha az katkı bırakabilir. Yönetim toplantısında “ciro büyüyor” cümlesini duyduğumuzda, arkasından şu soruyu sormamız gerekiyor:

Bu büyüme, hangi ürün, kategori veya kanalda işletmede kalan paraya dönüşüyor?

Brüt marj baskısı

İndirimin yanlış olduğunu söylemiyorum. Yaşlanan stoğu hareket ettirmek veya sezon sonu ürününü nakde çevirmek için doğru araç olabilir.

Örnek bir üründe fiyat 100 TL, ürün maliyeti 58 TL olsun. Ürün maliyeti sonrası brüt katkı 42 TL. Aynı ürün yüzde 30 indirimle 70 TL’ye satıldığında ve maliyet değişmediğinde brüt katkı 12 TL’ye iniyor. Bu örnekte, indirimsiz 100 adet satışın bıraktığı brüt katkıyı korumak için yaklaşık 350 adet indirimli satış gerekiyor.

Bu yalnız ürün maliyeti sonrası hesap. Gerçek kararda sevkiyat, komisyon, ödeme, iade ve mağaza operasyonu gibi değişken maliyetler de resme giriyor.

Bu nedenle soru yalnızca “İndirim satış getirdi mi?” olmamalı:

İndirim, stok sorununu çözerken satış başına kalan katkıyı koruyor mu?

Stok devir yavaşlığı

Rafın dolu olması her zaman iyi haber olmuyor.

Örneğin elimizde 100 çift ayakkabı var ve haftada yalnızca 5 çift satılıyor. Stoğun tamamını satmak 20 hafta sürer. Müşterinin aradığı beden başka mağazada, yavaş hareket eden beden ise yanlış lokasyonda kalıyorsa bu süre daha da uzar.

Bu yüzden toplam stok adedine bakmak yetmiyor. Ürün, beden, mağaza ve kanal kırılımına inmek gerekiyor.

Bazen sorun fazla stok olmuyor; doğru stoğun yanlış yerde kalması oluyor.

Sepet başına katkı düşüşü

Ortalama sepet tutarının artması da tek başına iyi haber değil.

Örnek bir senaryoda kampanya öncesindeki 900 TL’lik sepet 270 TL katkı bırakıyor olabilir. Kampanya sonrasında sepet 2.000 TL’ye çıkarken, yüksek indirimli ürünler, çoklu alım koşulları veya ücretsiz kargo maliyeti sepetin ekonomik kalitesini düşürebilir. Bu durumda işletmede kalan katkı 200 TL’ye inebilir.

Müşteri daha fazla harcıyor. İşletme daha az kazanıyor. Buradaki soru şu:

Sepeti hangi ürünler büyütüyor ve bu ürünler işletmede ne kadar para bırakıyor?

İade ve fire artışı

Satış süreci, ürünün fişi kesildiğinde bitmiyor.

100 siparişinizin 15’i iade ediliyor olsun. Her iade taşıma, kontrol, yeniden paketleme ve yeniden satış maliyeti demek. Ürün tekrar satılamıyorsa maliyet git gide büyüyecek. Mağazadaki hasarlı ürünler, fireler ve satışa dönemeyen ürünler de aynı görünmeyen yükü artırır.

Bu nedenle brüt satışa değil; iade ve fire sonrasında işletmede kalan katkıya bakmak gerekiyor.

Personel verimliliği düşüşü

Personel verimliliği, ekibin daha fazla çalışıp çalışmadığını değil, aynı ticari sonucu hangi maliyetle ürettiğini gösterir.

Temsili bir ekipte iki kişi sekiz saatte 40 işlem yapıyorsa, işlem başına 0,4 saat harcanır. Üç kişi aynı sürede 45 işlem yaptığında işlem başına süre yaklaşık 0,53 saate çıkar. İşlem sayısı artıyor olabilir. Fakat her işlem için harcanan zaman ve maliyet daha hızlı artıyorsa, operasyon ticari katkının önüne geçmeye başlar.

Ek operasyon maliyeti, getirdiği ticari katkıdan daha hızlı büyüyor olabilir mi?

Beş sinyal, tek karar sorunu

Bu beş sinyal aynı yönetim sorununa bağlanıyor: Ciroyu başarı göstergesi gibi okuyup, kararın gerçek ekonomik sonucunu arka planda bırakmak.

Bir şirkette kanal karşılaştırmasında bir kanal 1 milyon TL satış yapıp indirimler ve iadeler sonrası 150 bin TL katkı bırakabilir. Başka bir kanal 800 bin TL satışla 200 bin TL katkı yaratabilir. Yalnızca ciroya bakarsak ilk kanalı daha başarılı sanırız. Net katkıya baktığımızda karar değişir.

Yine de düşük katkılı kanalın otomatik olarak kapatılması gerekmez. Müşteri kazanımı, teslimat kapsaması veya marka görünürlüğü gibi farklı bir rolü olabilir. O kanalın neden açık kaldığını ve hangi ekonomik sınırlar içinde çalışacağını netleştirmek önemli.

Bu nedenle her ticari kararda üç soru sormak gerekir:

  1. Bu karar hangi sorunu çözmek için başladı ve bunu hangi veri gösteriyor?
  2. Karar hangi varsayıma dayanıyor?
  3. Bu varsayımı test etmek için önce hangi üç veriye bakmalıyız?

Yapay zekâ burada raporlardaki tutarsızlığı, eksik veriyi veya ilk bakılması gereken kırılımı daha hızlı görünür kılabilir. Fakat “sürdür, revize et veya durdur” kararını vermek için şirketin gerçek verisine, karar sahibine ve ticari bağlama bakmak gerekiyor.

Bu hafta kendi işletmeniz için şu soruyu düşünün:

Bu karar hangi problemi çözmek için başladı ve bugün hangi maliyeti görünmez kılıyor?

Kendi işletmenizde hangi sinyal öne çıkıyor?

İşletmenizde hangi sinyalin baskın olduğunu henüz netleştiremediyseniz, ücretsiz Kârlılık Sinyal Taraması ile ilk bakış alanınızı belirleyebilirsiniz. 10 soru, yaklaşık 3 dakika ve ham finansal veri gerektirmiyor.

Belirli bir kararınız net ve acilse - örneğin bir kampanyayı sürdürmek, yeni alım yapmak, kanalı büyütmek veya mağaza ağını değiştirmek üzereyseniz - 15 dakikalık ücretsiz uygunluk görüşmesine bakabilirsiniz. Bu görüşmede hazır çözüm sunulmuyor; sorununuzun 90 dakikalık ücretli Kârlılık Karar Oturumu için doğru bağlamı taşıyıp taşımadığını birlikte netleştiriyoruz.

Haftalık e-bülten

E-bültene abone ol

Her hafta bir analiz, bir çerçeve, bir karar sorusu. Yeni yazıları e-posta ile takip et.

E-bültene abone ol →